Pınarbaşı Hukuk & Danışmanlık - Güvenilir Profesyonel Hizmet

Tam Yargı Davası: İdareden Tazminat İstemenin Şartları Ve Süreci

İdare Hukuku26 Ekim 2026
Tam Yargı Davası: İdareden Tazminat İstemenin Şartları Ve Süreci

Tam Yargı Davası

Kamu hastanesinde sunulan sağlık hizmeti, bir belediyenin altyapı çalışması veya hukuka aykırı bir idari karar nedeniyle zarar doğabilir. Bu zararın idare tarafından karşılanmasını sağlamak için başvurulabilecek yollardan biri tam yargı davasıdır.

Ancak idareyle bağlantılı her zarar aynı mahkemede ve aynı süre içinde ileri sürülmez. Doğru başvuru yolunu belirlemek için zararın kaynağını, sorumlu kurumu, öğrenme tarihini ve varsa tebligatları birlikte değerlendirmek gerekir.

Bu rehberde tam yargı davasının şartlarını, idareye başvuruyu, dava açma sürelerini, istenebilecek tazminatları ve yargılama sürecini açıklıyoruz. Ankara bakımından mahkeme yetkisini ve 2026 yılında yapılan önemli değişiklikleri de ele alıyoruz.

Tam Yargı Davası Nedir?

Tam yargı davası, idari işlem veya eylem nedeniyle kişisel hakkı doğrudan ihlal edilen kişinin, bu ihlalin giderilmesini istediği idari dava türüdür. Uygulamada en sık maddi ve manevi tazminat talepleriyle karşılaşılır.

Örneğin kamu hizmetindeki bir aksaklık nedeniyle yaralanan kişi tedavi giderlerinin ve çalışma gücü kaybından doğan zararının karşılanmasını isteyebilir. Hukuka aykırı bir personel işlemi nedeniyle parasal haklarından mahrum kalan kamu görevlisi de koşulları varsa kayıplarını talep edebilir.

Davanın anayasal dayanağı, idarenin kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararı ödeme yükümlülüğünü düzenleyen Anayasa’nın 125. maddesidir. Dava türü ve izlenecek usul ise başta 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlenir.

İptal Davası İle Arasındaki Fark Nedir?

İptal davasında hukuka aykırı idari işlemin ortadan kaldırılması amaçlanır. Tam yargı davasında ise kişisel hak ihlalinin giderilmesi ve gerektiğinde tazminat ödenmesi istenir.

Bir işlemin iptal edilmesi, bütün zararların kendiliğinden ödeneceği anlamına gelmez. Zararın kapsamı, işlemle bağlantısı ve tazminat talebinin süresi ayrıca incelenir.

Örneğin atama işlemi iptal edilen kamu görevlisinin maaş farkı veya başka parasal kayıpları bakımından ayrıca talep oluşturulması gerekebilir. Bu bağlantıyı memur atama iptali davası ve parasal haklar hakkındaki yazımızda da açıklıyoruz.

Hangi Durumlarda İdareden Tazminat İstenebilir?

Somut olayın niteliğine göre şu durumlar tam yargı davasına konu olabilir:

  • Kamu hastanesindeki teşhis, tedavi, takip veya organizasyon eksikliklerinden doğan zararlar.
  • Hukuka aykırı görevden çıkarma, atama veya diğer personel işlemlerinden kaynaklanan kayıplar.
  • Ruhsat veya izin işlemleri nedeniyle oluşan ve hukuken tazmini gereken zararlar.
  • Altyapı hizmetindeki aksaklık nedeniyle taşınmazın veya eşyaların zarar görmesi.
  • Kamuya ait tesislerde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmaması.
  • İdari yargı kararının gereği gibi uygulanmaması nedeniyle ortaya çıkan zararlar.

Bu örnekler tek başına tazminat hakkını kanıtlamaz. İdarenin sorumluluğunun hukuki dayanağı ve zararla bağlantısı belirlenmelidir.

İdari sözleşmelerden doğan parasal uyuşmazlıklar da idari yargıda görülebilir. Bununla birlikte sözleşmenin niteliği, tahkim hükümleri ve özel düzenlemeler ayrıca değerlendirilir.

İdarenin Sorumluluğu İçin Hangi Şartlar Aranır?

İncelemenin temelinde şu sorular bulunur:

  1. Kişinin doğrudan ihlal edilen bir hakkı var mı?
  2. Gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi kesin, belirlenebilir bir zarar bulunuyor mu?
  3. Zarar idarenin faaliyetine bağlanabiliyor mu?
  4. Hizmet kusuru veya uygulanabilecek başka bir sorumluluk nedeni mevcut mu?

Henüz gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan kazanç beklentileri ile belgelendirilebilir gelir kayıpları aynı şekilde değerlendirilmez. Gelecekte ortaya çıkacak çalışma gücü kayıpları ise gerçekleşmeleri ve kapsamları belirlenebildiği ölçüde tazminat hesabına girebilir.

Hizmet Kusuru Ve Kusursuz Sorumluluk Ne Anlama Gelir?

Hizmet kusuru, kamu hizmetinin kuruluşunda veya işleyişinde ortaya çıkan aksaklıktır. Hizmetin hiç sunulmaması, gerektiği zamanda yerine getirilmemesi veya gereği gibi yürütülmemesi bu kapsamda değerlendirilebilir.

Kusurun mutlaka belirli bir görevliye bağlanması gerekmez. Kurumsal organizasyon eksikliği veya gerekli denetimin yapılmaması da sorumluluk doğurabilir.

Bazı olaylarda ise hizmet kusuru bulunmasa bile risk veya kamu külfetleri karşısında eşitlik gibi kusursuz sorumluluk esasları gündeme gelebilir. Bunların uygulanması olayın özelliklerine bağlıdır.

Zarar görenin davranışı, üçüncü kişinin müdahalesi veya mücbir sebep sorumluluğu etkileyebilir. Örneğin doğal afet yaşanmış olması, idarenin bakım ve önlem yükümlülüklerinin incelenmesini kendiliğinden gereksiz kılmaz.

Davadan Önce İdari İşlem Ve İdari Eylem Ayrımı Neden Yapılır?

Bu ayrım, özellikle ön başvuru zorunluluğunu ve süreleri belirler.

Zararın KaynağıÖrnekTemel Usul
İdari işlemHukuka aykırı ruhsat iptali veya personel kararıİYUK m.12’deki dava seçenekleri değerlendirilir.
İdari eylem veya ihmalSağlık hizmetindeki uygulama eksikliği, altyapı arızasına müdahale edilmemesiKural olarak İYUK m.13 uyarınca önce ilgili idareye başvurulur.

İdari işlem, hukuki sonuç doğuran idare kararıdır. İdari eylem ise fiilî davranış veya yerine getirilmesi gereken hizmetin yapılmaması şeklinde ortaya çıkabilir.

Bir kararın uygulanması sırasında zarar doğmuş olması, olayın mutlaka bağımsız bir idari eylem sayılmasını gerektirmez. Özellikle yıkım, tahliye ve ruhsat uyuşmazlıklarında işlemin kendisiyle uygulamasından doğan zarar birlikte incelenmelidir.

Dava Açma Süresi Ne Kadardır?

Tam yargı davası için bütün olaylarda geçerli tek bir süre yoktur. Genel çerçeve, İYUK’un 7, 8, 11, 12 ve 13. maddelerinde düzenlenmiştir.

İdari İşlemden Doğan Zararlarda Süre Nasıl İşler?

İYUK m.12 uyarınca hakkı ihlal edilen kişi:

  • Doğrudan tam yargı davası açabilir.
  • İptal ve tam yargı taleplerini birlikte ileri sürebilir.
  • Önce iptal davası açıp kanunda belirtilen sonraki aşamada tam yargı davasına başvurabilir.
  • İşlemin uygulanmasından doğan zararlar bakımından icra tarihine bağlı dava yolunu değerlendirebilir.

Özel kanunda farklı süre bulunmuyorsa idare mahkemelerinde genel dava açma süresi 60 gündür. Vergi mahkemelerinde genel süre 30 gündür; özel düzenlemeler ayrıca kontrol edilmelidir.

Önce iptal davası açılmışsa, ilgili kararın veya kanun yoluna başvurulması hâlinde bu aşamada verilecek kararın tebliği önem taşır. Bu nedenle “iptal kararı kesinleşene kadar her durumda beklenebilir” şeklinde hareket edilmemelidir.

İYUK m.11 kapsamındaki süresinde başvuru, işlemeye başlayan dava süresini durdurur. Ret veya zımni ret sonrasında kalan süre işlemeye devam eder. Başvurudan önce geçen günler hesaba katılır; otomatik olarak yeni bir 60 günlük süre doğmaz.

İdari Eylemden Doğan Zararlarda Bir Ve Beş Yıllık Süre Nedir?

İYUK m.13’e göre idari eylem nedeniyle hakkı ihlal edilen kişi, dava açmadan önce ilgili idareye başvurmalıdır.

Kanundaki genel çerçeve şöyledir:

AşamaSüre
İlgili idareye tazminat başvurusuEylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl
Başvuruya cevap verilmemesi30 gün sonunda zımni ret
Açık ret üzerine davaRet işleminin tebliğini izleyen günden itibaren genel olarak 60 gün
Zımni ret üzerine dava30 günlük cevap süresinin bitiminden sonra genel olarak 60 gün

Bir ve beş yıllık süreler, mahkemede dava açılması için sınırsız bir bekleme hakkı vermez. Bunlar öncelikle idareye yapılacak başvuruyla ilgilidir. Ret sonrasında dava süresi ayrıca takip edilir.

İdare 30 gün dolmadan ret cevabı verirse dava takvimi bu cevabın tebliğine göre kurulur. Bu nedenle her olay için “başvurudan sonra toplam 90 gün vardır” denilemez.

Zararın veya eylemin idari niteliğinin sonradan anlaşılması hâlinde başlangıç tarihi yargısal değerlendirme gerektirebilir. Bununla birlikte kişinin kendi öğrenme tarihini ileri sürmesi yeterli değildir; bu tarih belgelerle açıklanmalıdır.

Ceza Soruşturmasının Sonucu Beklenebilir Mi?

Ceza soruşturması veya kurum içi inceleme, idari başvuru ve dava sürelerini kendiliğinden durdurmaz.

Danıştay 10. Dairesinin 15.01.2026 tarihli, E.2023/73, K.2026/277 sayılı kararında, kamu hastanesindeki doğum sırasında gerçekleşen ölüm nedeniyle yapılan başvuru incelenmiştir. Çoğunluk, sonradan verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının, olayın idari niteliğinin daha geç öğrenildiğini ortaya koymadığını değerlendirmiş; süresinden sonra yapılan başvurunun dava hakkını yeniden canlandırmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Karşı oyda ise ceza soruşturmasının tamamlanmasının öğrenme tarihine etkisi farklı değerlendirilmiştir. Bu ayrılık, başlangıcın her dosyada aynı şekilde belirlenemeyeceğini gösterir. Kararın pratik sonucu, soruşturma devam ederken tazminat sürelerinin ayrıca takip edilmesidir. Kararın tam metni.

Süre Hesabında Hangi Tarihler Saklanmalıdır?

Özellikle şu kayıtlar korunmalıdır:

  • İşlemin tebliğ tarihi ve tebligat belgesi.
  • Zararın ve idari bağlantının öğrenildiğini gösteren belgeler.
  • Başvurunun ilgili idareye ulaştığı tarih.
  • Ret cevabının tebliğ tarihi.
  • Önceki davalara ilişkin karar ve kesinleşme belgeleri.

Tatil günleri, çalışmaya ara verme dönemi ve elektronik tebligatın hukuki tarihi süre hesabını etkileyebilir. Ekranda bir belgenin görüldüğü gün ile hukuken tebliğ edildiği gün her zaman aynı olmayabilir.

Tam Yargı Davası Açmadan Önce İdareye Başvuru Nasıl Yapılır?

İdari eylemden doğan zarar için hazırlanan başvuruda olay ve ödeme talebi açıkça gösterilmelidir. Başvurunun yalnızca “olay araştırılsın” veya “sorumlular cezalandırılsın” içeriğinde olması, tazminat başvurusu bakımından yeterli olmayabilir.

Dilekçede şu bilgilere yer verilmesi yararlıdır:

  • Başvuranın kimlik ve iletişim bilgileri.
  • Olayın tarihi, yeri ve oluş şekli.
  • Zarara yol açtığı ileri sürülen hizmet veya ihmal.
  • Öğrenme tarihine ilişkin açıklama.
  • Maddi ve manevi zarar kalemleri.
  • Belirlenebilen tutarlar, faiz talebi ve dayanak belgeler.

Başvurunun alındığını gösteren evrak kayıt numarası veya teslim belgesi saklanmalıdır. CİMER’e yapılan her şikâyetin gerekli tazminat başvurusunun yerine geçtiği varsayılmamalıdır; içerik, muhatap ve ilgili kuruma ulaşma tarihi incelenmelidir.

Dava Hangi Mahkemede Ve Kime Karşı Açılır?

Tam yargı davaları, vergi mahkemelerinin veya ilk derece mahkemesi olarak Danıştayın görevine giren istisnalar dışında, idare mahkemelerinde görülür.

Davalı, kural olarak zarara neden olduğu ileri sürülen hizmetten veya işlemden sorumlu idaredir. Hastanenin, birimin veya işletmenin adı ile hukuken davalı gösterilecek kamu tüzel kişisi aynı olmayabilir.

Ankara’da Hangi Mahkeme Yetkilidir?

Bir bakanlığın merkezinin Ankara’da bulunması veya zarar görenin Ankara’da yaşaması, tek başına Ankara mahkemelerini yetkili kılmaz.

İYUK m.36’ya göre, idari sözleşmelerden doğanlar dışındaki tam yargı davalarında yetkili mahkeme sırasıyla:

  1. Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözmeye yetkili mahkeme,
  2. Zarar hizmetten veya idari eylemden doğmuşsa hizmetin görüldüğü ya da eylemin yapıldığı yer mahkemesi,
  3. Diğer hâllerde davacının ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesidir.

Personel işlemleri ve taşınmazlarla ilgili özel yetki hükümleri de dikkate alınır. Ankara’daki bir kamu hastanesinde gerçekleşen müdahale ile başka şehirde görev yapan memurun atama uyuşmazlığında aynı yetki gerekçesi uygulanmayabilir.

Kamu Görevlisine Doğrudan Dava Açılır Mı?

Görevin yürütülmesi sırasında kullanılan yetkiden kaynaklanan kusurlarda tazminat talebi kural olarak ilgili idareye yöneltilir. Görevden ayrılabilen kişisel davranışlar ayrıca değerlendirilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.01.2022 tarihli, E.2017/2927, K.2022/56 sayılı kararında, hatalı tedavi iddiasıyla doktorlara yöneltilen manevi tazminat talebi incelenmiştir. Kurul, uyuşmazlıktaki davranışın görev sırasında ve görevle ilgili olduğunu değerlendirerek husumetin kamu görevlisine değil idareye yöneltilmesi gerektiğini kabul etmiştir.

Karar, kamu görevlisinin bütün davranışlarından idarenin sorumlu olduğu anlamına gelmez. Görevle işlevsel bağlantı ve hizmetten ayrılabilen kişisel kusur ayrımı önemlidir. Kararın tam metni.

Kamu Kurumuna Karşı Her Tazminat Davası İdari Yargıda Mı Görülür?

Hayır. Özel kanunlar bazı sorumluluk davalarını adli yargıya bırakmıştır.

Örneğin Karayolları Trafik Kanunu m.110, kamuya ait araçların neden olduğu zararlar dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesini düzenler. Yol kusurunun etkili olduğu trafik kazalarında da talebin hukuki dayanağı ayrıca incelenmelidir. Bu konu için bozuk yol nedeniyle tazminat rehberimize başvurabilirsiniz.

Görevsiz adli yargı yerinde açılan dava reddedilmişse İYUK m.9’daki koşullar ve genel olarak kesinleşmeyi izleyen 30 günlük süre önem taşır. İYUK m.13/2’de bu durum için ön başvuru bakımından istisna da bulunur. Dosyanın kendiliğinden doğru mahkemeye aktarılacağı varsayılmamalıdır.

Hangi Maddi Ve Manevi Zararlar Talep Edilebilir?

Maddi tazminatın kapsamı olayın türüne göre değişir. Başlıca talepler şunlardır:

  • Tedavi, bakım ve gerekli ulaşım giderleri.
  • Kazanç kaybı ve çalışma gücünün azalmasından doğan zararlar.
  • Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.
  • Ölüm hâlinde cenaze giderleri ve destekten yoksun kalma zararı.
  • Eşya veya taşınmaz hasarı.
  • Hukuka aykırı işlem nedeniyle mahrum kalınan parasal haklar.

Ölüm ve bedensel zararların hesabında Türk Borçlar Kanunu’nun 53–56. maddeleri önem taşır. Kanunun 55. maddesi, ilgili hükümlerin idarenin sorumlu olduğu ölüm ve vücut bütünlüğü zararlarında da uygulanmasını öngörür.

Destekten yoksun kalma talebi yalnızca mirasçılık sıfatına bağlı değildir. Ölen kişinin sağlığında sağladığı veya sağlaması beklenen desteğin kaybı incelenir.

Manevi tazminatta ise ihlalin kişide oluşturduğu acı, bedensel ve ruhsal etkiler ile olayın özellikleri değerlendirilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde yakınların kendi adlarına talepte bulunması da mümkün olabilir. Her hukuka aykırı işlem, kendiliğinden manevi tazminat gerektirmez.

Kamu hastanesindeki müdahaleler bakımından tıbbi kayıtların ve hizmetin niteliğinin önemi hakkında malpraktis davası rehberimizde ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.

Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?

Herkese uygulanabilecek sabit bir tazminat tutarı yoktur. Zararın türü, gelir belgeleri, yaş, çalışma gücü kaybı, bakım ihtiyacı ve sorumluluğu etkileyen davranışlar birlikte incelenir.

Sigorta ve sosyal güvenlik ödemelerinin etkisi de ödeme türüne göre değerlendirilir. Her ödeme otomatik olarak tazminattan indirilemez; aynı zarar için mükerrer karşılık alınmaması ilkesi ile kanuni mahsup kuralları birlikte uygulanır.

Dava Açıldıktan Sonra Talep Artırılabilir Mi?

İYUK m.16/4, dava dilekçesinde belirtilen miktarın nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenerek bir defaya mahsus artırılmasına imkân tanır.

Bu hak, başlangıç dilekçesinde zarar kalemlerini açıklama ve uyuşmazlık tutarını gösterme gereğini ortadan kaldırmaz. Yeni bir zarar kalemi eklenmesi ile mevcut talebin miktarının artırılması da aynı işlem değildir.

Artırımın ne zaman yapılacağı bilirkişi raporları, raporlara itirazlar ve dosyanın aşaması dikkate alınarak belirlenmelidir.

Tazminata Faiz İşler Mi?

Faiz talebinin, istenen başlangıç tarihiyle birlikte açıkça belirtilmesi gerekir. Başlangıç tarihi; zararın türüne, başvuruya ve uygulanacak özel hükümlere göre değişebilir.

Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 24.10.2024 tarihli, E.2021/5, K.2024/2 sayılı kararı, miktar artırımı hâlinde ilk talep için hangi tarihten faiz uygulanacaksa artırılan tutara da aynı tarihten faiz uygulanması gerektiğini kabul etmiştir. Karar, ilk talebin faiz başlangıcını bütün uyuşmazlıklar için tek bir tarih olarak belirlememiştir. 16 Nisan 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan karar.

2026 Yılındaki Değişiklikler Neyi Etkiliyor?

31 Temmuz 2026’da yayımlanan 7589 sayılı Kanun iki önemli değişiklik getirmiştir:

Kanuni faiz hesabı: 3095 sayılı Kanun m.1, belirli tarihlerdeki TCMB reeskont oranının yüzde seksenini esas alan sisteme geçirilmiştir. Hesapta dönemler ve kanundaki ikinci yarıyıl değişim koşulu dikkate alınmalıdır. Güncel kanuni faiz düzenlemesi.

Belirli bedensel zararların faiz başlangıcı: TBK m.55’e eklenen hüküm, çalışma gücü kaybı ve destekten yoksun kalma zararlarında kazancın bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tutara olay tarihinden; kazancın bilinemediği döneme ilişkin tutara ise karar tarihinden faiz işletilmesini düzenler.

Geçiş hükmü uyarınca TBK m.55 değişikliği, yürürlük tarihinden sonra meydana gelen olaylara uygulanır. Önceki olaylarda eski hükümler geçerliliğini korur. Bu nedenle miktar artırımına ilişkin içtihat, sonradan getirilen özel kanun hükümleri ve olay tarihi birlikte değerlendirilmelidir. 7589 sayılı Kanun, m.10, 18, 25 ve 26.

Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır?

Davanın niteliğine göre değişmekle birlikte şu belgeler önem taşır:

İncelenecek KonuBaşlıca Belgeler
Olayın oluşumuTutanak, fotoğraf, video, kurum kayıtları, önceki arıza veya uyarı bildirimleri
Başvuru ve süreTebligatlar, idareye başvuru, teslim belgesi ve cevap
Sağlık zararıHasta dosyası, ameliyat ve takip kayıtları, görüntülemeler, sağlık raporları
Maddi kayıpFatura, ödeme belgesi, ücret bordrosu, vergi ve gelir kayıtları
Ölüm ve destekÖlüm belgesi, aile ve destek ilişkisini gösteren kayıtlar
Önceki süreçlerİptal davası kararları, soruşturma belgeleri ve bilirkişi raporları

Mahkeme İYUK m.20 kapsamında kendiliğinden araştırma yapabilir ve idareden belge isteyebilir. Bununla birlikte davacının olayı, zarar kalemlerini ve delillerin hangi kurumda bulunduğunu açıklaması gerekir.

Kamera kayıtları gibi zamanla silinebilecek deliller için gecikmeden hareket edilmelidir. Sağlık zararlarında komplikasyon, uygulama hatası ve organizasyon eksikliğinin ayrılması uzman değerlendirmesi gerektirebilir.

Yargılama Nasıl İlerler Ve Ne Kadar Sürer?

Dava dilekçesi verildikten sonra mahkeme öncelikle görev, yetki, süre, ehliyet, husumet ve ön başvuru gibi usul konularını inceler. Ardından dilekçeler karşılıklı tebliğ edilir; gerekli kayıtlar toplanır, gerektiğinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılır.

Başlıca sonuçlar şunlardır:

  • Tazminat talebinin tamamen kabulü.
  • Bazı kalemlerin veya tutarın bir kısmının kabulü.
  • Sorumluluk ya da zarar koşulları oluşmadığı için esastan ret.
  • Süre veya diğer usul koşulları nedeniyle ret.

Süreç; mahkemenin iş yüküne, bilirkişi ihtiyacına, raporların yeterliliğine ve kanun yollarına göre değişir. Bütün dosyalar için güvenilir bir sonuçlanma süresi vermek mümkün değildir.

Dava Açılması İşlemi Durdurur Mu?

Kural olarak dava açılması idari işlemin uygulanmasını durdurmaz. İptal talebi de bulunan dosyalarda İYUK m.27 uyarınca yürütmenin durdurulması ayrıca değerlendirilebilir.

Bu karar için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanmasının telafisi güç veya imkânsız zarar doğurması koşullarının birlikte bulunması gerekir. Yalnızca geçmiş zararın ödenmesini isteyen bir dava, kendiliğinden geçici tazminat ödenmesini sağlamaz.

Karara Karşı Hangi Yollara Başvurulabilir?

Genel usulde, istinafa açık kararlara karşı tebliğden itibaren 30 gün içinde bölge idare mahkemesine başvurulabilir. Temyize açık kararlar bakımından genel süre de 30 gündür.

Her karar Danıştay incelemesine açık değildir. Uyuşmazlığın konusu, dava tutarı, parasal sınırlar ve geçiş hükümleri önemlidir. İYUK Ek m.1 uyarınca ilgili parasal sınırın hangi tarihe göre belirleneceği de kontrol edilmelidir.

31 Temmuz 2026 değişikliğiyle istinaf ve temyiz hükümleri yeniden düzenlenmiştir. Özellikle bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak yeniden karar verdiği dosyalarda, İYUK m.46/2 ve istisnaları ayrıca incelenmelidir.

Dava Masrafları Ve Avukatlık Ücreti Nasıl Belirlenir?

Başlıca giderler; başvurma ve karar harçları, tebligat ve posta giderleri, bilirkişi ve keşif ücretleri ile varsa avukatlık ücretidir.

Harçların bir kısmı talep tutarına göre hesaplanır. Ölüm ve cismani zarar nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin harç bakımından özel oran bulunmaktadır. Harçlar Kanunu m.28.

Avukatla kararlaştırılan sözleşme ücreti ile mahkemenin karşı tarafa yükleyebileceği vekâlet ücreti farklıdır. Kabul, kısmen ret ve tamamen ret sonuçları giderleri etkileyebilir. Maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden tarifedeki özel sınırlamalar da dikkate alınır. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi, özellikle m.10 ve 13.

Bu nedenle dosya incelenmeden tek bir toplam maliyet açıklamak sağlıklı olmaz. Talep tutarı, inceleme ihtiyacı ve olası karşı vekâlet ücreti birlikte değerlendirilmelidir.

Avukat Tutmak Zorunlu Mu, Adli Yardım Alınabilir Mi?

Dava ehliyeti bulunan kişi, kural olarak davasını kendisi açıp takip edebilir. Bununla birlikte yargı yolu ve süre hataları ciddi hak kayıplarına yol açabilir.

Yargılama giderlerini ödeme gücü bulunmayan kişiler, kanuni şartları sağladıklarında mahkemeden adli yardım isteyebilir. Mali durum belgelerinin sunulması ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmaması gerekir. HMK m.334 ve devamı.

Mahkemeden giderler için istenen adli yardım ile barodan avukat görevlendirilmesine yönelik başvuru ayrı süreçlerdir.

Dava Kazanılırsa Ödeme Nasıl Alınır?

İYUK m.28’e göre para ödenmesini gerektiren kararlarda banka hesap numarası davalı idareye yazılı olarak bildirilmelidir. Kanundaki usul ve esaslar çerçevesinde ödeme yapılması gerekir; ödeme süresi kural olarak bu bildirimden itibaren 30 günü geçemez.

Süresinde ödeme yapılmazsa genel hükümler çerçevesinde icra ve infaz gündeme gelebilir. Kararın tebliği ile ödeme arasındaki faiz bakımından İYUK m.28/6’daki özel düzenleme de dikkate alınır.

İstinaf veya temyiz başvurusu kararın yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Bununla birlikte yürütmenin durdurulması, bozma kararı ve özel kesinleşme hükümleri somut dosyada kontrol edilmelidir.

Hak Kaybını Önlemek İçin Nelere Dikkat Edilmelidir?

Uygulamada özellikle şu hatalarla karşılaşılır:

  • İşlemden doğan zarar için eylemlere ilişkin bir ve beş yıllık süreleri uygulamak.
  • Ceza soruşturması bittiğinde dava süresinin yeniden başlayacağını düşünmek.
  • Şikâyet dilekçesiyle tazminat başvurusunu aynı kabul etmek.
  • Yanlış yargı kolunda açılan davadan sonra gerekli başvuruyu yapmamak.
  • Zarar kalemlerini ve faiz talebini açıkça belirtmemek.
  • Miktar artırımı hakkının sınırsız kullanılabileceğini varsaymak.
  • İptal kararının bütün zararları otomatik olarak karşılayacağını düşünmek.

Süregelen zarar veya sonradan ortaya çıkan yeni bir zarar da ayrı inceleme gerektirir. Zararın etkisinin devam etmesi, geçmişte kaçırılan süreyi her durumda yeniden başlatmaz.

Sonuç Ve Somut Olayın Değerlendirilmesi

Tam yargı davasında tazminata ulaşmak için zararın varlığı kadar doğru idareye, doğru mahkemede ve süresinde başvurmak da önemlidir. İşlem ve eylem ayrımı, ön başvuru belgeleri, zarar hesabı ve uygulanacak faiz hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

Ankara’da veya Türkiye’nin başka bir yerinde yaşadığınız olayın başvuru yolunu ve sürelerini değerlendirmek için mevcut belgelerinizle birlikte iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır. Hukuki değerlendirme ve olası sonuç, somut olayın özelliklerine göre değişir.

Related Posts

Post your Comment

Site Haritası