Tasarrufun İptali Davası: Şartları, Süreleri Ve Sonuçları

İçindekiler
ToggleTasarrufun İptali Davası
Borçlunun evini, aracını veya başka bir malvarlığı değerini devretmesi, alacaklının tahsil imkânını önemli ölçüde etkileyebilir. Ancak bir malın artık borçlunun üzerinde görünmemesi, o mal üzerinden alacağın tahsil edilmesinin her durumda imkânsız olduğu anlamına gelmez.
Tasarrufun iptali davası, kanundaki şartlar gerçekleştiğinde, borçlunun yaptığı işlemin davacı alacaklı bakımından etkisiz hâle getirilmesini sağlar. Dava kabul edildiğinde alacaklı, devredilen mal üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi kazanabilir.
Bu davada özellikle alacağın doğum tarihi, icra takibinin durumu, aciz belgesi, devir işleminin özellikleri ve dava açma süresi birlikte değerlendirilmelidir. Ayrıca 25 Aralık 2025’te değişen İcra ve İflas Kanunu’nun 278. maddesi nedeniyle, eski kaynaklarda yer alan bazı açıklamalar güncel düzenlemeyi yansıtmamaktadır.
Tasarrufun İptali Davası Nedir?
Tasarrufun iptali davası, borçlunun alacaklıya zarar veren belirli işlemlerinin, davacı alacaklıya karşı sonuç doğurmasını engelleyen bir davadır. Temel düzenlemeler İcra ve İflas Kanunu’nun 277–284. maddelerinde yer alır.
Örneğin borçlu, borcu doğduktan sonra taşınmazını bir yakınına devretmiş olabilir. Diğer şartlar da gerçekleşmişse alacaklı, bu taşınmazın kendi alacağı için haczedilip satılabilmesini isteyebilir.
Buradaki “iptal”, işlemin herkes bakımından ortadan kaldırılması anlamına gelmez. Davanın etkisi, esas olarak davacı alacaklının alacağını tahsil edebilmesine yöneliktir.
Tapu İptali Ve Tescil Davasından Farkı Nedir?
Tasarrufun iptali davasında amaç, taşınmazın mülkiyetini alacaklıya geçirmek değildir. İİK m.283 uyarınca, taşınmazın üçüncü kişi adına olan tapu kaydı düzeltilmeden haciz ve satış istenebilir.
Dolayısıyla dava kazanıldığında ev doğrudan alacaklının olmaz. Alacaklı, hükmün kapsamı içinde icra yoluyla tahsil işlemlerini yürütür. Satış bedelinin paylaşımı ise mevcut ipotekler, hacizler ve sıra kuralları dikkate alınarak yapılır.
Davayı Kim Açabilir, Kimlere Karşı Açılır?
İİK m.277’ye göre, geçici veya kesin aciz belgesine sahip alacaklı dava açabilir. İflas hâlinde ise iflas idaresi ve kanunun belirlediği durumlarda alacaklılar da dava hakkına sahiptir.
Dava, kural olarak şu kişilere yöneltilir:
- Borçluya.
- Borçluyla işlemi yapan veya borçludan ödeme alan kişiye.
- Kanundaki şartlarla bu kişilerin mirasçılarına.
- Malı daha sonra devralan kötü niyetli kişilere.
Borçlu ile doğrudan işlem yapan kişinin birlikte davalı gösterilmesi önemlidir. Malın daha sonra başka kişilere devredilmesi durumunda ise devir zinciri ve sonraki kişilerin durumu ayrıca incelenir.
İİK m.282, iyi niyetli sonraki üçüncü kişilerin haklarını korur. Ancak borçludan doğrudan mal alan kişinin yalnızca “borcu bilmiyordum” demesi, bütün iptal sebeplerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz. İşlemin bağışlama, düşük bedelli satış veya zarar verme kastıyla yapılan işlem olup olmadığı ayrı ayrı değerlendirilir.
Davanın Şartları Nelerdir?
Yargıtay uygulamasında, İİK m.277 ve devamına dayanan davalarda başlıca şu koşullar aranır:
- Gerçek bir alacak bulunmalıdır. Sırf malı geri alabilmek için oluşturulmuş görünüşte bir borç ilişkisi yeterli değildir.
- Borçlu hakkındaki icra takibi kesinleşmiş olmalıdır.
- İptali istenen işlem, kural olarak borcun doğumundan sonra yapılmış olmalıdır.
- Borçlunun aciz hâli gerekli belge veya bu nitelikteki haciz tutanağıyla ortaya konulmalıdır.
- Dava süresinde açılmalı ve kanundaki iptal sebeplerinden biri gerçekleşmelidir.
Bu koşullar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2026 tarihli, E.2025/655, K.2026/384 sayılı kararında da açıklanmıştır.
Borcun doğum tarihi ile icra takibinin açıldığı tarih aynı şey değildir. Senedin vadesi veya çekin üzerindeki tarih de her olayda temel borç ilişkisinin başlangıcını tek başına göstermez. Sözleşmeler, teslim belgeleri, hesap hareketleri ve ticari kayıtlar bu nedenle önem taşır.
Takibin kesinleşmesi ve itirazın etkileri hakkında ayrıntılı bilgiye ilamsız icra takibi rehberimizden ulaşabilirsiniz.
Tasarrufun İptali Davası İçin Aciz Belgesi Zorunlu Mu?
İİK’ya dayalı davalarda aciz koşulu aranır. Bununla birlikte, her dosyada ayrıca “aciz belgesi” başlıklı bir evrak düzenlenmiş olması gerekmez.
İİK m.105’e göre:
- Haczedilebilir mal bulunmadığını gösteren haciz tutanağı, aciz belgesi hükmündedir.
- Haczedilebilir malların değerinin alacağı karşılamadığının anlaşılması hâlinde tutanak, geçici aciz belgesi yerine geçebilir.
Önemli olan tutanağın içeriğidir. Borçlunun adresinde bulunamaması veya ödeme yapmaması, tek başına bu koşulun gerçekleştiğini göstermez.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 20.02.2024 tarihli, E.2021/20451, K.2024/1774 sayılı kararında, dosyadaki haciz tutanaklarının İİK m.105 anlamında aciz belgesi niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Bu karar, tutanağın somut içeriğinin incelenmesi gerektiğini gösterir.
Tamamlanabilir eksiklikler bakımından mahkemenin verdiği süreler de dikkatle izlenmelidir. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.09.2024 tarihli, E.2024/4154, K.2024/7809 sayılı kararında, takipteki tebligat eksikliği verilen süreye rağmen giderilmediği için davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Hangi İşlemler İptal Edilebilir?
Kanun, iptal sebeplerini üç temel grupta düzenler. Bir işlemin hangi gruba girdiği; devir tarihine, karşılığına, borçlunun mali durumuna ve işlemin diğer tarafının bilgisine göre belirlenir.
Bağışlamalar Ve Bağışlama Sayılan İşlemler
İİK m.278’in güncel metnine göre, alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği veya iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bağışlamalar ve karşılıksız işlemler iptale tabidir.
Düzenleme, bazı işlemleri de aksi ispatlanabilen koşullarla bağışlama sayar:
- Altsoy, üstsoy ve üçüncü derece dâhil kan hısımları arasındaki işlemler.
- Eşler, kanunda belirtilen şekilde son bir yıl içinde evliliği sona eren eşler ve üçüncü derece dâhil kayın hısımları arasındaki işlemler.
- Evlat edinen ile evlatlık arasındaki işlemler.
- Ortak konutta yaşayan kişiler arasındaki işlemler.
- Borçlunun verdiği malın gerçek değerine göre çok düşük karşılık kabul ettiği sözleşmeler.
- Uygun karşılık sağlandığı ispatlanamayan belirli gelir, intifa ve ölünceye kadar bakma sözleşmeleri.
Yakınlar arasındaki işlemlerde, işlemin gerçek değerine uygun bedelle yapıldığının ispatı önemlidir. Tapuda “satış” yazması, tek başına yeterli değildir.
Bu düzenleme 7571 sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değiştirilmiş ve 25 Aralık 2025’te yürürlüğe girmiştir. Önceki düzenlemeye ilişkin iki yıllık süre açıklaması, güncel kural olarak kullanılmamalıdır. Değişiklikten önceki işlemlerde ise uygulanacak hüküm, zaman bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Aciz Hâlinde Yapılan Bazı Ödeme Ve Teminat İşlemleri
İİK m.279, borcunu ödemeyen borçlunun hacizden, mal bulunmaması nedeniyle acizden veya iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde yaptığı belirli işlemleri kapsar.
Başlıca örnekler şunlardır:
- Önceden teminat verme taahhüdü bulunmadığı hâlde mevcut borç için rehin kurulması.
- Para veya alışılmış ödeme araçları dışında ödeme yapılması.
- Vadesi gelmemiş borcun ödenmesi.
- Kişisel hakları güçlendirmek amacıyla tapuya şerh verilmesi.
Bu işlemlerden yararlanan kişinin, borçlunun durumunu bilmediğini ispatlaması hâlinde m.279 kapsamında iptal talebi kabul edilmez.
Alacaklıya Zarar Verme Kastıyla Yapılan İşlemler
İİK m.280; malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı işlemleri düzenler.
Bu sebebe dayanıldığında, işlemin diğer tarafının borçlunun mali durumunu ve zarar verme kastını bildiği veya bilmesini gerektiren açık belirtilerin bulunduğu ortaya konulmalıdır. Kanundaki yakınlık ilişkileri ve ticari işletme devirleri bakımından özel karineler de vardır.
Dolayısıyla yalnızca taşınmaz satışı değil; şartları oluştuğunda araç devri, şirket payı devri, alacağın devri veya teminat işlemleri de inceleme konusu olabilir.
Eşe Veya Kardeşe Yapılan Gerçek Satış Da İptal Edilebilir Mi?
Evet, bazı durumlarda edilebilir. Satış bedelinin gerçekten ödenmesi ile işlemin alacaklıya zarar verme kastıyla yapılması farklı meselelerdir.
Gerçek değere uygun ödeme, m.278 bakımından önemli bir savunma oluşturabilir. Bununla birlikte m.280’deki zarar verme kastı ve karşı tarafın bilgisi ayrıca değerlendirilir.
Hukuk Genel Kurulunun yukarıda belirtilen 18.06.2026 tarihli kararında, kardeşler arasında yapılan taşınmaz payı satışında banka havalesiyle ödeme bulunmasına rağmen, dosyanın diğer özellikleri ve yakınlık karinesi birlikte değerlendirilmiştir. Devralanın karinenin aksini ispatlayamadığı kabul edilerek ret yönündeki direnme kararı bozulmuştur.
Karar, 2016 tarihli bir devre ilişkindir. Buradan çıkarılacak sonuç, her kardeşler arası satışın iptal edileceği değildir. Bedelin ödenmiş olması, m.280 kapsamındaki incelemeyi tek başına sona erdirmez.
Dava Açma Süresi Ne Kadardır?
Tasarrufun iptali davalarında farklı amaçlara hizmet eden süreler vardır:
| Düzenleme | Süre | Sürenin İşlevi |
|---|---|---|
| İİK m.278 | Belirtilen aciz belgesi, haciz tutanağı veya iflas tarihinden geriye doğru bir yıl | Bağışlama ve bağışlama sayılan işlemlerin kapsama girip girmediğini belirler. |
| İİK m.279 | Maddede belirtilen haciz, aciz veya iflas olayından geriye doğru bir yıl | Belirli ödeme ve teminat işlemlerinin kapsama girip girmediğini belirler. |
| İİK m.280 | İşlemden itibaren beş yıl içinde borçluya karşı haciz veya iflas yoluyla takip | Zarar verme kastına dayalı iptalin takip koşuludur. |
| İİK m.284 | Tasarruf tarihinden itibaren beş yıl | İptal davası açma hakkına ilişkin hak düşürücü süredir. |
Bir yıllık geriye dönük inceleme süresi ile beş yıllık dava açma süresi birbirinin yerine geçmez.
Beş yıllık süre, kural olarak işlemin öğrenildiği tarihten başlamaz. Devri geç öğrenmek, kendiliğinden yeni bir beş yıllık süre sağlamaz.
Bir işlemin m.278’deki bir yıllık dönem dışında kalması da her durumda davanın açılamayacağı anlamına gelmez. Diğer şartlar varsa m.280 ayrıca değerlendirilebilir. Buna karşılık m.284’teki dava açma süresi ayrıca korunmalıdır.
Dava Hangi Mahkemede Açılır? Ankara’da Yetki Nasıl Belirlenir?
İİK m.277 ve devamına dayanan tasarrufun iptali davasında kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Alacağın ticari ilişkiden doğması, tek başına davayı asliye ticaret mahkemesinin görevine sokmaz.
Yetki bakımından genel olarak davalının yerleşim yeri esas alınır. Birden fazla davalı varsa, kanundaki koşullarla bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde dava açılabilir.
Taşınmazın Ankara’da bulunması, tek başına Ankara mahkemelerinin kesin yetkili olduğu anlamına gelmez. Dava taşınmazın mülkiyetine ilişkin olmadığından, davalıların adresleri ve varsa uygulanabilecek özel yetki kuralları incelenmelidir. Temel hükümler HMK m.2, m.6 ve m.7’de yer alır.
Dava Açmadan Önce Arabuluculuk Zorunlu Mu?
İİK’ya dayalı tasarrufun iptali davası bakımından arabuluculuk, kural olarak dava şartı değildir. Ancak temel alacağın tahsili için ayrıca açılacak başka bir davanın arabuluculuk şartına tabi olması mümkündür.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.01.2022 tarihli, E.2021/15338, K.2022/937 sayılı kararında da tasarrufun iptali davasının ticari dava sayılmadığı ve arabuluculuğun dava şartı olmadığı belirtilmiştir.
Sulh görüşmeleri yürütülürken dava açma süresi ayrıca takip edilmelidir. Arabuluculuğa başvurulmuşsa, başvuru ile sürecin hukuken başlaması aynı kabul edilmeden, 6325 sayılı Kanun’daki süre hükümleri, tutanaklar ve ilgili içtihat birlikte incelenmelidir.
Dava İçin Hangi Belgeler Gerekir?
Dosyanın özelliklerine göre değişmekle birlikte şu belgeler önem taşır:
- Alacağın dayanağı olan sözleşme, senet, çek, fatura ve teslim belgeleri.
- İcra takip dosyası, ödeme emri ve tebligat kayıtları.
- Takibin kesinleşmesine ilişkin bilgiler.
- Aciz belgesi veya bu nitelikteki haciz tutanakları.
- Tapu kaydı, resmî senet, araç devir kaydı veya ilgili diğer işlem belgeleri.
- Satış bedeline ilişkin banka dekontları, kredi ve ödeme kayıtları.
- Borçlunun malvarlığına ve mevcut hacizlerine ilişkin kayıtlar.
- Tarafların yakınlığını, ticari ilişkisini veya işlemi bildiğini gösteren deliller.
- İşlem tarihindeki gerçek değeri belirlemeye yarayan belgeler.
Her belgenin dava açılmadan önce kişisel olarak temin edilmesi mümkün olmayabilir. Mahkeme aracılığıyla getirtilmesi istenen kayıtların hangi kurumda bulunduğu ve hangi iddiayı ispatlayacağı dilekçede açıklanmalıdır.
Düşük bedel iddiasında yalnızca bugünkü piyasa fiyatına bakılmaz. İşlem tarihindeki değer, gerçekten yapılan ödemeler ve ilgili diğer koşullar değerlendirilir.
Dava Nasıl İlerler? Malın Yeniden Devri Önlenebilir Mi?
Süreç genel olarak şu aşamalardan oluşur:
- Alacak, takip dosyası ve süreler incelenir.
- İptali istenen işlemler ile doğru davalılar belirlenir.
- Dilekçe ve deliller görevli, yetkili mahkemeye sunulur.
- Gerekiyorsa ihtiyati haciz istenir.
- Tebligatlar, savunmalar ve dava şartları değerlendirilir.
- Kayıtlar toplanır; gerekli hâllerde bilirkişi incelemesi ve keşif yapılır.
- Mahkeme karar verir; koşulları varsa kanun yollarına başvurulur.
İİK m.281 uyarınca davada basit yargılama usulü uygulanır. Davalının cevap süresi, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren kural olarak iki haftadır. HMK m.317’deki şartlarla, süresinde başvurularak en fazla iki haftalık ek süre istenebilir; uzatma kendiliğinden gerçekleşmez.
İhtiyati Haciz Nasıl İşler?
Mahkeme, alacaklının talebi üzerine, iptale konu mallar hakkında ihtiyati haciz kararı verebilir. Dava açılması tek başına otomatik haciz oluşturmaz.
İİK m.281’e göre teminat gerekip gerekmediğini ve miktarını mahkeme belirler. Dava, elden çıkarılan malın yerine geçen değere yönelmişse teminatsız ihtiyati haciz kararı verilemez.
Kararın alınması kadar süresinde uygulanması da önemlidir. İhtiyati haczin kapsamı ve infazına ilişkin süreler ayrıca takip edilmelidir.
Davayı Kazanınca Ne Olur? Mal Başkasına Satılmışsa Ne Yapılır?
Dava kabul edildiğinde alacaklı, hükümde belirtilen alacak ve ferileri kapsamında mal üzerinde haciz ve satış isteyebilir. Karar tek başına paranın tahsil edildiği anlamına gelmez; icra işlemlerinin yürütülmesi gerekir.
Malın başka bir kişiye devredilmiş olması hâlinde iki temel ihtimal ortaya çıkar:
- Sonraki devralanın kötü niyeti ve diğer koşullar ispatlanırsa, ona karşı da iptal talebi ileri sürülebilir.
- Mal üzerinden takip imkânı kalmamışsa, şartlarına göre önceki devralandan bedel istenmesi gündeme gelebilir.
İİK m.283’teki bedel sorumluluğu, davacının alacağını aşamaz. Bununla birlikte sorumluluğun kapsamı; malın nasıl elden çıktığına, değerine ve davalının konumuna göre belirlenir.
Davayı kaybeden devralan kişinin de borçluya karşı bedel veya karşılık talep edebilmesi mümkündür. Bu nedenle özellikle alıcı bakımından, ödeme belgelerinin korunması önemlidir.
Haciz ve satış işlemlerinin genel çerçevesi için icra ve iflas hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Dava Masrafları Ve Avukatlık Ücreti Nasıl Belirlenir?
Tek bir sabit dava maliyeti yoktur. Başlıca giderler şunlardır:
- Başvurma harcı ve peşin karar ve ilam harcı.
- Gider avansı ve tebligat giderleri.
- Bilirkişi, keşif ve kayıt getirtme giderleri.
- Gerekiyorsa ihtiyati haciz teminatı ve uygulama giderleri.
- Avukatla kararlaştırılan ücret.
- Sonuca göre karşı tarafa ödenebilecek yargılama giderleri ve vekâlet ücreti.
Harç hesabında Harçlar Kanunu ve ilgili tarife dikkate alınır.
Yargıtay uygulamasında, takip konusu alacak ile iptali istenen tasarrufun işlem tarihindeki gerçek değeri karşılaştırılarak düşük olan değer esas alınır. Kesin aciz belgesi bulunması gibi özellikler de hesabı etkileyebilir. Bu yaklaşım, harç ve vekâlet ücreti yönünden 17. Hukuk Dairesinin 01.03.2016 tarihli, E.2014/12571, K.2016/2474 sayılı kararında açıklanmıştır.
Vekâlet ücretinde düşük değerin esas alınması, 12. Hukuk Dairesinin 20.05.2026 tarihli, E.2026/1737, K.2026/3685 sayılı kararında da belirtilmiştir. Uygulanacak tarifenin asgari tutarları ayrıca gözetilir.
Ödeme gücü bulunmayan kişiler, HMK m.334 ve devamındaki şartlarla adli yardım isteyebilir. Bunun için mali durumu ve talebin dayanağını gösteren belgeler sunulmalıdır.
Muvazaa Davasıyla Farkı Nedir?
İİK’ya dayalı tasarrufun iptali davası, esasen geçerli bir işlemin alacaklıya karşı etkisiz bırakılmasını amaçlar. TBK m.19’a dayanan muvazaa iddiasında ise görünürdeki işlemin tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı ileri sürülür.
Bu ayrımın önemli sonuçları vardır. İİK’ya dayalı davada aranan takip ve aciz koşulları, muvazaaya dayanan davaya aynı biçimde uygulanmaz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 16.02.2026 tarihli, E.2025/9160, K.2026/932 sayılı kararında, muvazaa sebebinin de ileri sürüldüğü davanın yalnızca aciz belgesi bulunmadığı için reddedilmesi doğru bulunmamıştır. Kararda, TBK m.19’a dayanan talebin ayrıca incelenmesi ve alacağın gerçekliğinin değerlendirilmesi gerektiği açıklanmıştır.
Bununla birlikte, beş yıllık sürenin geçmesi üzerine dilekçeye yalnızca “muvazaa” yazılması yeterli değildir. Danışıklı işlemin koşulları ve alacaklının hakkına verdiği zarar ispatlanmalıdır. Alacağın kendi zamanaşımı ve diğer hukuki koşulları da ayrıca değerlendirilir.
Sık Sorulan Sorular
Dava Ne Kadar Sürer?
Kesin bir süre verilemez. Davalı sayısı, tebligatlar, kayıtların toplanması, bilirkişi incelemesi, bekletici meseleler ve kanun yolları toplam süreyi etkiler. Basit yargılama usulü uygulanması, davanın belirli sayıda ay içinde biteceği anlamına gelmez.
Davalı Olan Alıcı Ne Yapmalıdır?
Öncelikle cevap süresini kaçırmamalıdır. Satın alma bedelinin kaynağı, banka ödemeleri, işlem tarihindeki değer, taraflarla ilişkisi ve ileri sürülen iptal sebebine karşı delilleri hazırlanmalıdır. “Bedelini ödedim” savunmasının hangi iptal sebebini karşılayacağı ayrıca incelenmelidir.
Borç Ödenirse Dava Devam Eder Mi?
Alacağın tamamen ödenmesi, davanın sonucunu etkiler. Ancak yargılama giderleri kendiliğinden ortadan kalkmaz. İİK m.281 uyarınca mahkeme, olayın özelliklerine göre giderlerin kime yükletileceğini değerlendirir. Kısmi ödeme varsa kalan alacak ayrıca belirlenir.
Karara İtiraz Edilebilir Mi?
Kararın niteliği ve parasal kesinlik sınırları elveriyorsa istinafa; bölge adliye mahkemesi kararına karşı da şartları varsa temyize başvurulabilir. HMK m.345 ve m.361 uyarınca başvuru süreleri kural olarak usulüne uygun tebliğden itibaren iki haftadır.
Vergi Borçlarında Aynı Kurallar Mı Uygulanır?
Kamu alacaklarının tahsili amacıyla açılan iptal davalarında 6183 sayılı Kanun’un özel hükümleri gündeme gelir. Bu yazıdaki İİK’ya ilişkin koşul ve süreler, kamu alacağı dosyasına doğrudan aktarılmamalıdır.
Hak Kaybını Önlemek İçin Nelere Dikkat Edilmeli?
Tasarrufun iptali davasında doğru değerlendirme, yalnızca borçlunun mal devrettiğinin görülmesiyle yapılamaz. Alacağın gerçekliği, borcun doğum tarihi, takip ve aciz koşulları, işlemin niteliği, karşı tarafın durumu ve süreler birlikte incelenmelidir.
Özellikle güncel bir yıllık inceleme dönemleri ile beş yıllık dava açma süresi karıştırılmamalı, satış bedelinin ödenmesinin her iptal sebebini ortadan kaldırdığı düşünülmemelidir.
Ankara’da veya Türkiye’nin başka bir yerindeki uyuşmazlığınızın belgeleri üzerinden değerlendirilmesi için Pınarbaşı Hukuk & Danışmanlık’ın iletişim ve randevu sayfasından bize ulaşabilirsiniz.



